Roma mitolojisindeki tanrılar ve onlara ait hikayeler günümüze kadar taşınmıştır. Herkes güneş sistemindeki gezegenlere adları verilen Jüpiter'i, Satürn'ü ya da hikayeleri ile günümüz televizyonlarında dahi kendine yer bulmuş yarı tanrı Herkül'ü duymuştur. Ancak bu kategorilere sığdırılamayan bir tanrı vardır; öyle ki adı adı Roma'nın en güçlü tanrısı Jüpiter'den bile önce anılırdı: Başlangıçların ve Sonların Tanrısı Janus.
Janus hep iki yüzü bulunan bir tanrı olarak tasvir edilmiştir. Bu tasvirin nedeni Jüpiter'den kaçan Satürn'ün Janus'a sığındığına ve bu iyilik karşısında Satürn'ün Janus'a geleceği görme yetisi verdiğine inanılmasına dayanmaktadır. Geleceği görme yetisi kazanan Janus, Roma'da, hem geçmişi hem geleceği bilen, sonun ve başlangıcın sorumlusu, geçitlerin tanrısı olarak konumlandırılmıştır.
Şehrin girişlerine koyulan tasvirleri ile Janus'un bir yüzü ile kente girenleri bir yüzü ile de kentten çıkanları gözlediğine ve koruduğuna inanılır. Bu tasvirlerde Janus'un bir elinde anahtar bir elinde de asa bulunur. Bazı yazarlara göre Janus'un elindeki asa, Janus'un İtalya'da Latium'un ilk kralı olmasından gelir. Anahtar da kapıların koruyucusu olmasından geçitleri açtığına inanılmasından dolayı elinde bulunur.
Janus'un koruyuculuğu ile ilgili bir diğer efsane de şöyledir: Romulus yönetimindeki Romalılar şehri kurduktan sonra Sabinlerin kadınlarını kaçırıp kendilerine eş ederler. Sabin Kral'ı Tatius bunun üzerine kente saldırır. Bu ani saldırı karşısında Romalılar nerede ise kenti teslim edecek iken Janus bir sıcak su kaynağı fışkırtarak Sabinleri korkutur ve saldırıyı bertaraf eder. Bu olay ardından savaş zamanında Janus tapınaklarının kapıları açık bırakılmaya başlanır. Öyle ki, her dini ritüel öncesinde dahi Jüpiter'den önce Janus'un adı anılır olur.
Günümüze gelindiğinde ise yılın ilk ayı olan Ocak'ın İngilizce karşılığı olan January adının Janus'tan geldiği düşüncesi hakimdir. Tüm bu hikayeler Roma mitolojisi söz konusu olduğunda tozlu raflar ardında kalmış gibi görünse de sembolizm ile birlikte hikayeleri belki de farkında olmadan yaşatılmaya devam etmektedir. Yahudilerin evlerinin kapısında Tanrı'nın sözlerinin yer almasının güzel kabul edilmesi, Hristiyanların evlerinin girişlerinde haç işareti bulunması, baharın gelişi ile nevruz kutlamalarının yapılması gibi günümüzde de yeni başlangıçlar hala önemli sayılmakta, geçmiş ve gelecek arasındaki kapılar, bir şekilde onurlandırılmaya devam etmektedir.